Bir ceza davasında, mağdur aynı zamanda sanık (mağdur-sanık) olarak dinlenirken, kendisine mağdur olarak haklarının (CMK m. 234) hatırlatılmaması, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2014/848 sayılı kararında neden 'aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır'?
Bu durumun 'aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmaması', Yargıtay'ın 'cezayı aleyhe bozma yasağı' (reformatio in peius yasağı) ilkesini gözetmesinden kaynaklanır. Mağdur-sanığa mağdur olarak haklarının hatırlatılması, onun davaya daha etkin katılmasını, delil sunmasını, tazminat talep etmesini vb. sağlayacak, yani onun lehine olan bir usul güvencesidir. Bu güvencenin ihlal edilmesi, sanık-mağdurun aleyhine bir durumdur. Eğer kararı sadece sanık-mağdur kendi aleyhine olan mahkumiyet hükmü yönünden temyiz etmişse ve savcılık veya katılan bu usul hatası yönünden bir temyiz talebinde bulunmamışsa (aleyhe temyiz yoksa), Yargıtay bu usul hatasını bozma nedeni yaptığında, yeniden yapılacak yargılamada sanık-mağdurun durumunun daha da kötüleşme riski (örneğin, ilk kararda verilmeyen bir tazminata hükmedilmesi gibi) ortaya çıkabilir. Bu riski yaratmamak adına, Yargıtay, aleyhe temyiz olmayan bu tür lehe usul hatalarını bozma nedeni yapmaktan kaçınabilir.