TCK m. 103/3-e uyarınca, cinsel istismar suçunun 'kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle' işlenmesi hali ile TCK m. 103/3-d'deki 'eğitici, öğretici...' tarafından işlenmesi hali arasındaki fark nedir?
İki fıkra arasındaki temel fark, fail ile mağdur arasındaki ilişkinin niteliğindedir. TCK m. 103/3-d, fail ile mağdur arasında doğrudan bir 'bakım, gözetim, eğitim veya koruma ilişkisi'nin varlığını arar. Bu ilişki, süreklilik arz eden ve kişisel bir bağ kuran bir ilişkidir (öğretmen-öğrenci, bakıcı-çocuk). TCK m. 103/3-e ise, böyle kişisel bir ilişki olmasa bile, failin sahip olduğu kamu görevi veya hizmet ilişkisinden kaynaklanan 'nüfuzunu' veya 'otoritesini' kötüye kullanmasını cezalandırır. Bu ilişki daha genel ve anlık olabilir. Örneğin, bir okul müdürünün, kendi öğrencisi olmayan ama okulda bulunan bir çocuğa karşı nüfuzunu kullanarak suçu işlemesi 3/e kapsamına girebilirken, aynı çocuğun kendi sınıf öğretmeninin fiili 3/d kapsamına girer. 3/e, daha genel bir otorite ve güven ilişkisinin kötüye kullanılmasını hedefler.