Bir hukuk davasında, tanığın beyanları ile dosyadaki yazılı belgeler (örn. sözleşme, fatura) arasında bir çelişki olması halinde, mahkeme hangisine üstünlük tanımalıdır? Bu durumun delillerin serbestçe takdiri ilkesi (HMK m. 198) ile ilişkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #330996

Hukukumuzda deliller arasında bir hiyerarşi yoktur; 'delillerin serbestçe takdiri' ilkesi (HMK m. 198) geçerlidir. Bu ilkeye göre hâkim, tüm delilleri bir bütün olarak vicdani kanaatine göre değerlendirir. Ancak, bu takdir yetkisi keyfi değildir. Kural olarak, 'kesin delil' niteliğindeki yazılı belgeler (özellikle tarafların imzasını taşıyan sözleşme, ikrar, senet gibi belgeler), 'takdiri delil' niteliğindeki tanık beyanına göre daha güçlü kabul edilir. HMK m. 201'e göre, senede karşı tanıkla ispat yasağı da bu prensibin bir yansımasıdır. Dolayısıyla, tanık beyanları ile dosyadaki kesin delil niteliğindeki bir yazılı belge arasında çelişki varsa, mahkeme genellikle yazılı belgeye üstünlük tanır. Ancak mahkeme, belgenin sahte olduğuna veya tanığın beyanının başka yan delillerle desteklenerek belgedeki durumu çürüttüğüne kanaat getirirse, tanık beyanına dayanarak da karar verebilir. Önemli olan, bu takdirini gerekçeli kararında somut ve ikna edici bir şekilde açıklamasıdır.