Yargıtay'ın 'apartmanın paralarını yedin' ifadesini 'ağır eleştiri' olarak nitelendirip hakaret saymamasının (Y4CD-K.2024/2859), bu ifadenin potansiyel olarak 'iftira' (TCK m. 267) suçunu oluşturma ihtimaliyle ilişkisini tartışınız.
Yargıtay'ın bu ifadeyi hakaret saymaması, iftira suçunun oluşmayacağı anlamına gelmez. İki suçun unsurları farklıdır. Hakaret suçu (TCK m. 125), kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırıyı korur. 'Apartmanın paralarını yedin' ifadesi, bu bağlamda 'ağır eleştiri' olarak görülmüş ve sövme niteliği taşımadığı kabul edilmiştir. İftira suçu (TCK m. 267) ise, bir kimseye hukuki veya idari bir soruşturma/kovuşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla, o kişinin işlemediğini bildiği halde hukuka aykırı bir fiil isnat etmektir. Eğer sanık, yöneticinin bu paraları yemediğini (zimmetine geçirmediğini) bildiği halde, sırf hakkında soruşturma açılsın diye bu iddiayı yetkili makamlara bildirirse veya bu amaçla alenileştirirse, hakaret suçu oluşmasa bile iftira suçu oluşabilir. Yargıtay'ın hakaret değerlendirmesi, ifadenin söylendiği bağlamdaki 'tahkir kastı'na odaklanırken, iftira suçu 'özel kast' olan 'soruşturma başlatma amacı'nı arar. Dolayısıyla, bir fiil hakaret olmayabilir ama iftira olabilir.