Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerisinde, Anayasa'nın 12. maddesine 'İnsan onuru dokunulmazdır ve anayasal düzenin temelidir' hükmünün eklenmesi teklif edilmektedir. 'İnsan onuru' kavramının bir anayasal ilke olarak açıkça düzenlenmesinin, temel hak ve özgürlüklerin yorumlanmasındaki rolü ne olurdu?
İnsan onuru kavramının anayasal düzenin temeli olarak açıkça düzenlenmesi, temel hak ve özgürlüklerin yorumlanmasında bir 'üst ilke' veya 'çatı kavram' rolü oynardı. Bu durumun birkaç önemli sonucu olurdu: 1) Yorumun Sınırı: Tüm temel hak ve özgürlükler, insan onurunu koruma ve geliştirme amacına yönelik olarak yorumlanmak zorunda kalırdı. İnsan onurunu zedeleyen hiçbir kanuni düzenleme veya yargısal yorum meşru kabul edilemezdi. 2) Mutlak Koruma Alanı: İnsan onuru, hakların 'özü' kavramının da üzerinde, hiçbir şekilde dokunulamayacak mutlak bir koruma alanı yaratırdı. Örneğin, işkence ve kötü muamele yasağının mutlak niteliği, doğrudan insan onuru ilkesinden kaynaklanırdı. 3) Pozitif Yükümlülük: Devlet, sadece insan onuruna müdahale etmekten kaçınmakla (negatif yükümlülük) kalmaz, aynı zamanda insan onurunu korumak ve saygı göstermek için gerekli tedbirleri almakla da (pozitif yükümlülük) anayasal olarak yükümlü hale gelirdi. Kısacası, bu ilke, tüm anayasal düzenin birey odaklı ve hak eksenli yorumlanmasını sağlayan en temel referans noktası olurdu.