İftira suçunun (TCK m. 267) manevi unsuru 'genel kast' mıdır, yoksa 'özel kast' mı gerektirir? Failin, mağdurun gerçekten suçlu olabileceğine inanarak, ancak ona zarar verme veya onu soruşturmayla karşı karşıya bırakma amacıyla şikayette bulunması iftira suçunu oluşturur mu? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #330243

İftira suçunun manevi unsuru, 'özel kast'tır. Kanun metninde geçen 'hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için' ibaresi, failde bu özel amacın bulunması gerektiğini gösterir. Ancak Yargıtay içtihatları ve doktrin, bunun da ötesinde, failin 'mağdurun o suçu işlemediğini bilerek' hareket etmesi gerektiğini vurgular. Yani failin, mağdurun masum olduğuna dair kesin bir bilgisi olmalıdır. Eğer fail, mağdurun suçlu olabileceğine dair samimi bir şüphe veya inançla hareket ediyorsa, sırf ona zarar verme veya soruşturma açılmasını isteme amacı taşısa bile iftira suçunun manevi unsuru oluşmaz. Bu durumda, Anayasal bir hak olan şikayet ve ihbar hakkının (dilekçe hakkı) kullanılması söz konusu olabilir. Dolayısıyla, iftira suçunun oluşumu için 'mağdurun masumiyetini bilme' ve 'ona haksız yere soruşturma/yaptırım uygulanmasını sağlama amacı' olmak üzere iki katmanlı bir özel kast aranır.