Haksız tutuklama nedeniyle tazminat davası açma süresi CMK m. 142/1'de 'kararın kesinleştiğinin davacıya tebliğinden itibaren 3 ay ve her halükarda kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl' olarak düzenlenmiştir. Uygulamada kesinleşme şerhli kararın tebliğ edilmediği durumlarda, 1 yıllık sürenin niteliği nedir? Bu süre zamanaşımı süresi mi, yoksa hak düşürücü süre midir? Bu ayrımın pratik sonucu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #330227

Metinde de belirtildiği gibi, uygulamada yerel mahkemeler bu 1 yıllık süreyi 'hak düşürücü süre' olarak kabul etmektedir. Zamanaşımı süresi ile hak düşürücü süre arasındaki temel fark, hak düşürücü sürenin hakim tarafından resen dikkate alınması ve taraflarca ileri sürülmese bile davanın reddine yol açmasıdır. Ayrıca zamanaşımı kesilebilir veya durabilirken, hak düşürücü süreler için bu durumlar istisnai olarak kanunda belirtilmedikçe söz konusu olmaz. Pratik sonucu şudur: Beraat veya KYOK kararının kesinleştiğini öğrenmemiş olsa dahi, kararın kesinleşme tarihinden itibaren 1 yıl geçtikten sonra dava açan kişinin davası, öğrenme tarihine bakılmaksızın süre aşımı nedeniyle reddedilir. Metnin yazarı, kesinleşme şerhli kararın tebliğ edilmediği bir sistemde bu durumun hakkaniyete aykırı olduğunu eleştirmektedir.