Bir davada, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı olarak göstermediği bir şirketin, sonradan bir dilekçe ile 'dahili davalı' olarak davaya dahil edilmesi ve aleyhine hüküm kurulması, HMK m. 24 ve m. 114 açısından nasıl değerlendirilmelidir? Davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmaması bu durumu değiştirir mi? (YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ Esas : 2017/5614 Karar : 2017/7353)
Bu durum HMK'daki temel ilkelere aykırıdır ve bozma nedenidir. HMK m. 24/2 'hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya ... zorlanamaz' derken, bunun zımni anlamı davacının kime karşı dava açacağını serbestçe belirlemesidir. Hukukumuzda 'dahili davalı' veya 'davaya sonradan davalı ekleme' gibi bir kurum bulunmamaktadır. Taraf ehliyeti, dava şartıdır (HMK m. 114) ve davanın başında dava dilekçesiyle belirlenir. Davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı (HMK m. 59) bulunmuyorsa, davacı dilediği ihtiyari dava arkadaşına karşı dava açabilir, diğerlerine karşı açmayabilir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında da vurgulandığı gibi, davacı tarafından usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadan bir kişinin sonradan davaya dahil edilerek aleyhine hüküm kurulması mümkün değildir. Bu, tasarruf ilkesinin ve taraf teşkiline ilişkin kuralların ağır bir ihlalidir.