HMK m. 290/2, keşif sırasında yapılan tüm işlemleri ve beyanları içeren bir tutanak düzenlenmesini ve bu tutanağa hâkimin gözlemlerinin de yazılmasını emreder. Bir davada, mahkemece yapılan keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenmiş ancak beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden ve fen bilirkişisinden denetime elverişli, ölçekli ve koordinatlı bir rapor alınmadan hüküm kurulmuştur. Yargıtay'ın bu durumda yaklaşımı ne olur? (YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ Esas : 2015/20776 Karar : 2018/171)
Yargıtay bu durumu bir bozma nedeni olarak görür. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 2015/20776 E., 2018/171 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, mahkemenin Yargıtay'ın önceki bozma ilamına uymasıyla taraflar lehine oluşan usuli müktesep hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. Keşfin amacı, maddi gerçeği yerinde tespit etmektir. Bu nedenle, tanık ve bilirkişi beyanları arasındaki çelişkilerin HMK m. 261 uyarınca yüzleştirme suretiyle giderilmesi, teknik bilirkişiden Yargıtay denetimine elverişli, ölçekli, koordinatlı ve beyanlarda geçen kavramları (örneğin eski duvar temeli) gösteren bir rapor ve kroki alınması zorunludur. Bu usuli işlemlerin eksik bırakılması, HMK m. 290'ın amacına aykırı olup eksik incelemeye yol açar ve hükmün bozulmasını gerektirir.