CMK m. 213'ün gerekçesinde 'Sanığın, yüklenen suçu işlediğini hâkim huzurunda kabul etmesine ikrar denilmektedir. ... Cumhuriyet savcılığında, kollukta ve diğer soruşturma organlarında yapılan bu tür açıklamalar ikrar sayılamayacağından, bu açıklamalara ilişkin tutanaklar da ikrara delil olmak üzere duruşmada okunamaz.' denilmektedir. Bu gerekçe ile maddenin metni arasında nasıl bir ilişki veya potansiyel çelişki vardır? Maddenin nihai hali, gerekçedeki bu katı ayrımı korumuş mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #330181

Gerekçe ile maddenin nihai metni arasında bir farklılık ve yumuşama vardır. Gerekçe, son derece katı bir ayrım yaparak, sadece 'hâkim huzurundaki' beyanı 'ikrar' olarak kabul etmekte ve savcılık/kolluk beyanlarının 'ikrara delil olmak üzere' okunamayacağını belirtmektedir. Bu, 1412 sayılı eski CMUK'un ruhunu yansıtan bir yaklaşımdır. Ancak, 5271 sayılı CMK'nın 213. maddesinin nihai metni, bu katı ayrımı korumamıştır. Madde metni, 'hâkim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanaklar'ın, aralarında çelişki bulunması halinde okunabileceğini düzenlemiştir. Bu, savcılık ifadelerine ve müdafiili kolluk ifadelerine de 'delil değeri' tanındığı anlamına gelir. Dolayısıyla, kanunun nihai hali, gerekçedeki 'sadece hakim önündeki ikrar delildir' şeklindeki katı görüşü benimsememiş, savcılık ve şartlı olarak kolluk ifadelerini de delil sistemine dahil ederek daha esnek bir yapı kurmuştur.