5271 sayılı CMK'nın 8 ve 11. maddeleri uyarınca davaların birleştirilmesi takdire bağlıdır. Mahkemelerin bu takdir yetkisini kullanırken, özellikle iştirak halinde işlenen suçlarda, Anayasa'nın 141. maddesindeki 'davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması' ilkesini nasıl gözetmesi gerekir? (Ceza Genel Kurulu 2021/363 E., 2021/636 K.)
Mahkemeler bu takdir yetkisini kullanırken, birleştirmenin yargılamaya sağlayacağı fayda ile yargılamayı uzatma potansiyelini dengelemek zorundadır. Anayasa'nın 141. maddesindeki bu ilke (usul ekonomisi), davaların birleştirilmesinin temel amaçlarından biridir. Ancak Ceza Genel Kurulu'nun ilgili kararında da vurgulandığı gibi, eğer birleştirme, sanık sayısı, delillerin karmaşıklığı gibi nedenlerle davayı gereksiz yere uzatacak ve sanıkların makul sürede yargılanma hakkını (AİHS m. 6) ihlal edecekse, usul ekonomisine hizmet etmez, aksine ona zarar verir. Bu durumda mahkeme, birleştirmede hukuki yarar olmadığına karar vererek davaları ayrı ayrı görmelidir. Özellikle iştirak halinde işlenen suçlarda, delillerin birlikte değerlendirilmesi yararlı olsa da, bu yarar, yargılamanın sürüncemede kalması riskinden daha ağır basmamalıdır. Mahkemenin takdiri, bu dengeyi adil bir şekilde kurmaya yönelik olmalıdır.