Yargıtay, vergi kaçakçılığı suçlarında zincirleme suç (teselsül) uygulamasını 'hesap dönemi-takvim yılı' ile sınırlandırmaktadır. Metnin yazarı bu yaklaşıma hangi gerekçelerle karşı çıkmaktadır? Yazarın TCK m.43'ün ruhuna ve 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesine dayandırdığı eleştirileri açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #330090

Metnin yazarı, Yargıtay'ın bu yaklaşımına iki temel gerekçeyle karşı çıkmaktadır: 1) TCK m.43'ün Tanımına ve Amacına Aykırılık: Yazar, TCK m.43/1'in 'bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda' işlenen suçlardan bahsettiğini, bu tanımda 'hesap dönemi' veya 'takvim yılı' gibi bir sınırlama olmadığını belirtmektedir. Yargıtay'ın bu ölçütü getirmesi, kanunda olmayan bir sınırlama yaratarak zincirleme suç kurumunun kapsamını daraltmakta ve amacına aykırı düşmektedir. Failin suç işleme kararı, takvim yıllarını aşacak şekilde devam edebilir. 2) 'Suçta ve Cezada Kanunilik' İlkesinin İhlali: Yazar, 'hesap dönemi-takvim yılı' ölçütünün ne TCK'da ne de VUK'ta yasal bir dayanağı olmadığını savunmaktadır. Bu nedenle, Yargıtay'ın içtihat yoluyla böyle bir ölçüt getirmesi, kanunilik ilkesine aykırıdır. Bu yaklaşım, bir önceki takvim yılının son ayında ve yeni takvim yılının ilk ayında suç işleyen failin iki ayrı ceza almasına, ancak aynı takvim yılı içinde iki farklı ayda suç işleyen failin tek ve artırılmış bir ceza almasına yol açarak adaletsiz ve kanuni dayanaktan yoksun bir sonuç doğurmaktadır.