Bir ceza davasında, sanığın aynı eylemi nedeniyle hem TCK m. 265/2 (görevi yaptırmamak için direnme) hem de TCK m. 106 (tehdit) suçlarını işlediği iddia ediliyorsa, mahkeme bu durumu 'zincirleme suç' hükümleri (TCK m. 43) çerçevesinde nasıl değerlendirmelidir?
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2013/6728 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin öncelikle bu eylemlerin 'aynı suç işleme kararının icrası kapsamında' işlenip işlenmediğini tartışması gerekir. Eğer sanığın haciz sırasındaki tehditleri, görevi yaptırmamak için direnme eyleminin bir parçası ve devamı niteliğindeyse, bu durum TCK m. 43 kapsamında 'zincirleme suç' olarak değerlendirilebilir. Bu durumda faile tek bir suçtan (daha ağır olan görevi yaptırmamak için direnme suçundan) ceza verilir ve bu ceza belirli bir oranda artırılır. Bu, TCK m. 44'teki fikri içtimadan farklıdır, çünkü burada farklı suç tipleri değil, aynı suç tipinin (veya onunla bütünleşen başka bir suçun) kısa aralıklarla birden fazla kez işlenmesi söz konusudur. Mahkeme, eylemlerin bütünlüğünü ve sanığın kastını değerlendirerek zincirleme suç veya gerçek içtima arasında bir karar vermelidir.