Bir inançlı işlem iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davasında, davacı sadece son kayıt maliki aleyhine dava açmıştır. Mirasbırakandan taşınmazı ilk devralan ara malik davada taraf değildir. Mahkeme, bu ara maliki re'sen davaya dahil etmeli midir? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/7885 E., 2018/1717 K. sayılı kararındaki çoğunluk ve karşı oy görüşlerini 'zorunlu dava arkadaşlığı' ve 'tasarruf ilkesi' bağlamında tartışınız.
İlgili Yargıtay kararında bu konuda bir görüş ayrılığı yaşanmıştır. Çoğunluk Görüşü: Davanın çözülebilmesi için mirasbırakan ile ilk el durumundaki ara malik arasındaki hukuki ilişkinin (inançlı işlem) aydınlatılması zorunludur. Bu nedenle, gerçeğin tam olarak ortaya çıkması ve hukuki ilişkinin doğru sonuca bağlanması için ara malikin davada yer alması 'şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı' gereğidir. Mahkeme, davacıya ara malik aleyhine dava açması için süre vermeli ve davaların birleştirilmesini sağlamalıdır. Karşı Oy Görüşü: Bu dava, kamu düzenini ilgilendirmeyen ve 'taraflarca getirilme ilkesine' tabi bir tapu iptal ve tescil davasıdır. Davacı, HMK m. 24 uyarınca kime dava açacağını serbestçe belirler (tasarruf ilkesi). Ara malik ile son malik arasında maddi anlamda bir zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. Mahkemenin davacıya yol göstererek re'sen ara malikin davaya dahil edilmesini istemesi, HMK m. 25'teki tarafsızlık ilkesine aykırıdır. Bu nedenle mahkemenin re'sen müdahalesi usule aykırıdır.