HMK m. 2'nin gerekçesinde, asliye ve sulh hukuk arasındaki görev ayrımının kaldırılmasının nedeni olarak 'hak arayan kişi bakımından bu sınırın hiçbir öneminin olmaması' belirtilmiştir. Bu durum, 'usulün esasa feda edilemeyeceği' ilkesiyle nasıl bir ilişki içindedir?
Bu durum, 'usulün esasa feda edilemeyeceği' ilkesinin somut bir örneğidir. Bu ilke, usul kurallarının, hakkın özüne ulaşmayı engellemek için değil, adaletin doğru ve düzenli bir şekilde tecellisini sağlamak için var olduğunu ifade eder. Görev kuralları gibi usuli meseleler nedeniyle, bir kişinin haklı olduğu bir davanın esasına hiç girilememesi veya yıllarca gecikmesi, usulün amacından saparak hakkın özünü (esası) engellemesi anlamına gelir. Kanun koyucu, bu durumu önlemek, yani usulü, hakkın özüne hizmet eder bir araç olarak konumlandırmak için bu değişikliği yapmıştır.