HMK m. 2'nin getirdiği düzenleme öncesinde, dava değerinin görev sınırına yakın olduğu durumlarda avukatların yaşadığı en büyük risk neydi?
En büyük risk, davanın görevsizlik nedeniyle reddedilmesi ve bu süreçte zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin dolmasıydı. Avukat, dava değerini tespit ederken yapacağı küçük bir hata veya mahkemenin farklı bir değer tespiti yapması sonucu, davayı yanlış mahkemede açabilirdi. Bu durumda verilen görevsizlik kararı ve dosyanın diğer mahkemeye gönderilmesi süreci, özellikle kısa olan hak düşürücü sürelere tabi davalarda (örn: irade bozuklukları), hakkın esasına girilemeden kaybedilmesine yol açabiliyordu. HMK m. 2, bu riski büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır.