HMK m. 2'nin gerekçesinde, asliye-sulh görev ayrımının kaldırılmasının temel nedenlerinden biri olarak 'uygulamada miktar ve değere bağlı görev sınırının tespitinde ortaya çıkan sorunlar' gösterilmiştir. Bu sorunlara bir örnek veriniz.
Bu sorunlara tipik bir örnek, 'belirsiz alacak davası' (HMK m. 107) veya 'kısmi dava' (HMK m. 109) açılan durumlardır. Davacı, davanın başında alacağının tam miktarını bilemediği için, görev sınırının altında kalan bir miktar için (örneğin 1.000 TL) Sulh Hukuk Mahkemesi'nde dava açmış olabilir. Ancak, yargılama sırasında yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, alacağın aslında görev sınırını aştığı (örneğin 50.000 TL olduğu) anlaşılabilir. Eski sistemde bu durum, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 'görevsizlik' kararı vererek dosyayı Asliye Hukuk Mahkemesi'ne göndermesini gerektiriyordu. Bu, davanın en az bir yıl veya daha fazla uzaması, yeniden harç ödenmesi ve tüm usuli işlemlerin yeni mahkemede tekrarlanması gibi ciddi pratik sorunlara yol açıyordu. HMK'nın bu ayrımı kaldırması, bu tür sorunları tamamen ortadan kaldırmıştır.