HMK m. 367/2'ye göre, taşınmazın aynına ilişkin ilamlar kesinleşmeden icra edilemez. Peki, bu ilamdaki para alacağına (örneğin ecrimisil) ilişkin hükmün icrası için başlatılan bir takibe karşı borçlunun, 'takas ve mahsup' iddiasında bulunarak takibin durdurulmasını istemesi, bu ilamın kesinleşmeden icra edilemeyeceği kuralını etkiler mi?
Hayır, etkilemez. Borçlunun 'takas ve mahsup' iddiası, borcun esasına ilişkin bir savunmadır ve icra takibinin hukuka uygunluğunu doğrudan etkilemez. İcra takibinin hukuka uygun olup olmadığı, yani ilamın kesinleşmeden icraya konulup konulamayacağı, ilamın niteliğine göre belirlenir ve bu, kamu düzenine ilişkin bir husustur. Eğer ilamın ecrimisile ilişkin kısmı, taşınmazın aynına ilişkin kısımdan bağımsız olarak icra edilebiliyorsa (ki Yargıtay uygulaması bu yöndedir), borçlunun takas-mahsup iddiası bu icra kabiliyetini ortadan kaldırmaz. Borçlu, takas ve mahsup iddiasını, ya genel mahkemelerde açacağı bir menfi tespit davasıyla ya da duruma göre diğer hukuki yollarla ileri sürebilir, ancak bu iddia tek başına, usulüne uygun başlatılmış bir ilamlı takibi durdurmak için yeterli bir şikayet sebebi değildir.