Yargıtay, marka hakkına tecavüzün önlenmesi davası sonunda verilen kararın, 'şahsın hukukuna' ait olduğu gerekçesiyle kesinleşmeden icra edilemeyeceğini kabul etmektedir. Bu yorumun temelindeki mantık nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #328340

Bu yorumun temelindeki mantık, marka hakkının, bir ticari işletmenin veya tacirin 'ticari kişiliği'nin ve 'itibarı'nın ayrılmaz bir parçası olduğu kabulüne dayanmasıdır. Marka, sadece bir malı veya hizmeti tanıtan bir işaret değil, aynı zamanda işletmenin kalitesini, kimliğini ve piyasadaki yerini temsil eden gayri maddi bir malvarlığı değeridir. Marka hakkına yapılan bir tecavüz, sadece bir malvarlığı zararına değil, aynı zamanda işletmenin itibarına, tanınırlığına ve dolayısıyla ticari şahsiyetine yönelik bir saldırı olarak görülür. Yargıtay, bu nedenle, bu tür uyuşmazlıkları basit bir malvarlığı davası olarak değil, bir tüzel kişinin veya ticari işletmenin 'şahsiyet haklarına' ilişkin bir uyuşmazlık olarak geniş yorumlamaktadır. Şahsın hukukuna ilişkin kararlar da kesinleşmeden icra edilemediği için (HMK m. 367/2), marka hakkına tecavüzün önlenmesi kararlarının da bu kapsama girdiği kabul edilmektedir (ayboga.av.tr).