HMK m. 2'nin gerekçesi, asliye ve sulh hukuk mahkemeleri arasındaki görev ayrımının kaldırılmasına ilişkin olarak, 'hak arayan kişi bakımından bu sınırın hiçbir önemi de yoktur' demektedir. Bu ifadenin hukuki güvenlik ilkesiyle bir bağlantısı var mıdır?
Evet, dolaylı bir bağlantısı vardır. Hukuki güvenlik ilkesi, kişilerin devletin eylem ve işlemlerine güvenebilmesini, hukuki durumlarının öngörülebilir olmasını ve haklarını ararken karmaşık ve teknik engellerle karşılaşmamasını gerektirir. Gerekçedeki ifade, eski sistemin vatandaş için yarattığı belirsizliğe ve karmaşıklığa işaret eder. Bir vatandaşın, hakkını aramak için hangi mahkemeye gideceğini, davasının değerine göre değişen ve sürekli güncellenen teknik sınırlar nedeniyle bilememesi, hukuki güvenliği zedeler. Görevsizlik kararı nedeniyle davasının yıllarca uzaması, yargıya olan güveni sarsar. Görev ayrımının kaldırılmasıyla, malvarlığı davaları için kural olarak tek bir başvuru mercii (Asliye Hukuk) belirlenmiş, bu da sistemi vatandaş için daha basit, anlaşılır ve öngörülebilir hale getirmiştir. Bu da hukuki güvenlik ilkesinin güçlenmesine katkı sağlamıştır.