Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin E: 2014/4008 sayılı kararında, mağdura baro tarafından atanan vekile ödenen ücretin yargılama gideri olarak sanığa yükletilmesinde bir sakınca görülmemiştir. Bu durum, sanığa atanan zorunlu müdafi ücretinin yükletilmemesi kuralıyla nasıl bir ayrım göstermektedir?
İki durum arasındaki temel ayrım, bu uygulamaların dayandığı hukuki normlardan ve korudukları haklardan kaynaklanmaktadır. 1. **Sanığa Atanan Zorunlu Müdafi Ücreti:** Bu ücretin mali olanağı olmayan sanığa yükletilmemesi, AİHS m. 6/3-c'de güvence altına alınan 'savunma hakkı' ve 'adil yargılanma hakkı'nın bir gereğidir. Devlet, mali gücü olmayan sanığın etkin bir savunmadan mahrum kalmaması için ona ücretsiz hukuki yardım sağlamakla yükümlüdür. Bu ücretin tekrar sanıktan istenmesi, bu hakkın özünü zedeler. 2. **Mağdura Atanan Vekil Ücreti:** Mağdura vekil atanması (CMK m. 239), mağdurun 'etkili katılım hakkı'nı ve haklarını korumayı amaçlar. Ancak, bu hizmetin bedelinin sanığa yükletilmesini yasaklayan AİHS'de veya Anayasa'da özel bir hüküm yoktur. Bu ücret, CMK m. 324 uyarınca bir 'yargılama gideri' olarak kabul edilir. CMK m. 325'e göre de mahkum olan sanık, suçun işlenmesiyle sebep olduğu tüm yargılama giderlerinden sorumludur. Mağdura vekil atanması ihtiyacı da sanığın işlediği suçtan kaynaklandığı için, bu masrafın da yargılama gideri olarak sanığa yükletilmesi, genel kurala uygun görülmektedir. Yargıtay kararında da bu mantıkla hareket edilmiştir.