HMK'ya göre, menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesi halinde (İİK m. 72/6) verilen kararın icrası için kesinleşme gerekir mi? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını ve doktrindeki eleştiriyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #328276

Yargıtay'a göre evet, bu kararın icrası için de kesinleşmesi gerekir. Yargıtay, menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesi üzerine verilen kararı, menfi tespit davası sonunda verilen bir karar olarak kabul etmekte ve bu nedenle, menfi tespit ilamlarının kesinleşmeden icra edilemeyeceği kuralının (İİK m. 72/5) bu durum için de geçerli olduğunu içtihat etmektedir. Doktrindeki eleştiri ise bu yaklaşımın hatalı olduğu yönündedir. Eleştiriye göre, menfi tespit davası, borçlunun icra takibi devam ederken borcunu ödemesiyle kendiliğinden bir 'istirdat davasına' (geri alma davası) dönüşür. Bu andan itibaren davanın konusu artık 'borçlu olunmadığının tespiti' değil, 'ödenen paranın geri alınması'dır. Yani dava, bir tespit davası olmaktan çıkıp, tipik bir para alacağı davası olan eda davası niteliğine bürünmüştür. Bağımsız olarak açılan bir istirdat davası sonunda verilen kararın icrası için kesinleşme aranmadığına göre, menfi tespit davasından dönüşen istirdat davası için de bu şartın aranmaması gerekir. Yargıtay'ın bu ayrımı yapmamasının kanuni bir gerekçesi olmadığı ve genel kuraldan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı savunulmaktadır (ayboga.av.tr).