HMK'ya göre, ticaret siciline tescil veya tescile itirazla ilgili mahkeme kararlarının icrası için kesinleşme şartının aranmasının, HMK m. 367/2'deki (eski HUMK m. 443/4) hangi kavrama dayandığını ve bunun ticaret hukuku açısından önemini açıklayınız.
Bu kararların icrası için kesinleşme şartının aranması, HMK m. 367/2'deki 'şahsın hukukuna dair ilamlar' kavramına dayanmaktadır. Ayboga.av.tr'deki metinde de belirtildiği gibi, doktrin ve Yargıtay'ın genişletici yorumuyla, bir tacirin ticari işletmesini, ticaret unvanını veya işletme adını ticaret siciline tescil ettirmesi, onun ticari kişiliğinin bir parçası olarak görülür ve bu durum 'kişiler hukuku' (şahsın hukuku) kapsamında değerlendirilir. Ticaret hukuku açısından önemi şudur: Ticaret sicili, üçüncü kişiler için bir güven ve aleniyet kaynağıdır. Bir unvanın tescili veya bir şirketin kuruluşu gibi temel hukuki durumların, kanun yolu incelemesi sonucunda değişme ihtimali varken icra edilmesi, ticari hayatta büyük bir kargaşa ve hukuki belirsizlik yaratır. Örneğin, tescil kararı icra edilip şirket faaliyete başladıktan sonra, kararın temyizde bozulması halinde, bu şirketin o ana kadar yaptığı tüm işlemlerin akıbeti belirsizleşir. Bu tür telafisi güç sonuçları önlemek için, bu kararların kesinleştikten sonra icra edilmesi hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir.