HMK'ya göre, gemilere ilişkin kararların icrası için kesinleşme şartı aranmasının (İİK m. 31/a), bu gemilerin hukuki statüsünün İİK m. 23'e göre 'taşınır' sayılmasıyla çeliştiği söylenebilir mi? Bu özel düzenlemenin ardındaki mantık nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #328229

İlk bakışta bir çelişki gibi görünse de, bu bir çelişki değil, özel bir ihtiyaca yönelik istisnai bir düzenlemedir. İİK m. 23, gemilerin haczi ve satışı gibi icra prosedürlerinde taşınır hükümlerine tabi olacağını belirten genel bir kuraldır. Ancak İİK m. 31/a, bu genel kurala önemli bir istisna getirerek, gemilerle ilgili her türlü kararın (sadece ayni haklar değil, şahsi haklar dahil) icrası için kesinleşme şartı aramaktadır. Bu özel düzenlemenin ardındaki mantık, gemilerin yüksek ekonomik değerleri ve uluslararası nitelik taşıyan karmaşık hukuki ilişkilere (ipotek, navlun sözleşmeleri, rehin vb.) konu olmalarıdır. Bir gemi hakkındaki kararın kesinleşmeden icra edilmesi (örneğin, geminin seferden alıkonulması veya satılması) ve sonrasında bu kararın kanun yolu incelemesinde bozulması, taraflar ve üçüncü kişiler için telafisi son derece güç, devasa ekonomik zararlara yol açabilir. Kanun koyucu, bu ağır sonuçları önlemek ve hukuki güvenliği sağlamak amacıyla, gemileri taşınır saymasına rağmen, onlarla ilgili kararların infazını taşınmazlara benzer şekilde kesinleşme şartına bağlamıştır (ayboga.av.tr).