HMK'da yapılan değişiklikle hakem kararlarına karşı iptal davası açılmasının icrayı durdurmaması (HMK m. 439/4), tahkim kurumunu teşvik etme amacını ne ölçüde gerçekleştirebilir? Bu düzenlemenin olası sakıncalarını tartışınız.
HMK m. 439/4'ün gerekçesi, bu değişikliğin tahkimi hızlandırarak teşvik etme amacı taşıdığını belirtmektedir. Kararların verildiği anda icra edilebilir olması, alacaklının alacağına daha çabuk kavuşmasını sağlayarak tahkimi daha cazip hale getirebilir. Ancak bu düzenlemenin ciddi sakıncaları da bulunmaktadır. Metin yazarı (ayboga.av.tr) da bu düzenlemeyi isabetli bulmamaktadır. Olası sakıncalar şunlardır: 1. **Telafisi İmkansız Zararlar:** Hakem kararı icra edildikten sonra iptal davası kabul edilirse, yapılan icra işlemlerini geri almak (eski hale iade) son derece zor, hatta bazen imkansız olabilir. Bu durum, borçlu taraf için telafisi imkansız zararlara yol açabilir. 2. **Teminat Yükü:** Kararın icrasının durdurulabilmesi, 'hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak bir teminat gösterilmesi' şartına bağlanmıştır. Bu durum, haklı olarak iptal davası açan ancak yüksek bir teminatı karşılama gücü olmayan tarafı dezavantajlı bir konuma sokar. 3. **İptal Davasının Anlamsızlaşması Riski:** İcra tamamlandıktan sonra iptal davasını kazanmanın pratik bir faydası kalmayabilir. Bu da, iptal davası yolunu işlevsizleştirme riski taşır. Sonuç olarak, düzenleme tahkimi hızlandırma potansiyeli taşısa da, adil yargılanma ve hak arama hürriyeti açısından borçlu aleyhine bir dengesizlik yaratma riski barındırmaktadır.