Mirasbırakan, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla tapuda yaptığı satış işleminde, satış bedelini çocuklarından birinden banka havalesi yoluyla alarak dekont düzenletmiş, ancak bu parayı daha sonra elden çocuğuna iade etmiştir. Bu durum muris muvazaası davasında nasıl bir delil niteliği taşır ve ispatı nasıl yapılır?
Bu durum, muvazaalı (danışıklı) işlemin tipik bir örneğidir ve muvazaa iddiasını güçlendiren önemli bir delildir. Banka havalesi ile oluşturulan dekont, görünüşte gerçek bir satış olduğu izlenimi yaratmak için tasarlanmış, muvazaanın ispatını zorlaştırmaya yönelik bir eylemdir. Ancak, muris muvazaası davalarında ispat serbestisi vardır ve iddia her türlü delille (tanık, mesajlaşma kayıtları, mirasbırakanın mali durumu, hayatın olağan akışı vb.) ispatlanabilir. Davacı taraf, paranın daha sonra elden iade edildiğini tanık beyanları veya diğer yan delillerle ispatlamaya çalışabilir. Mahkeme, sadece dekontun varlığına değil, olayın bütününü değerlendirerek karar verir. Mirasbırakanın paraya ihtiyacının olmaması, devralan çocuğun bu bedeli ödeyecek gücünün bulunmaması ve paranın daha sonra iade edildiğine dair tanık beyanları gibi olgular bir araya geldiğinde, dekontun muvazaayı gizleme amaçlı olduğu sonucuna varılabilir. Bu durumda, dekont tek başına işlemin gerçek bir satış olduğunu kanıtlamaya yetmez.