Asliye Hukuk Mahkemelerinin genel görevli mahkeme olması prensibi, görev konusunda bir boşluk veya tereddüt yaşanmasını nasıl engeller?
Bu prensip, HMK m. 2/2'de 'Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.' şeklinde ifade edilmiştir. Bu hüküm, bir 'torba' veya 'kapatıcı' kural işlevi görerek görev konusunda herhangi bir boşluk veya tereddüt yaşanmasını engeller. Bir davanın veya işin hangi mahkemenin görevine girdiği konusunda özel bir kanun hükmü (örneğin İş Mahkemeleri Kanunu, Kadastro Kanunu, İcra ve İflas Kanunu vb.) bulunmuyorsa veya var olan hükümlerin yorumunda bir tereddüt yaşanıyorsa, bu dava veya iş doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına girer. Bu sayede, hiçbir davanın 'görevsiz' kalmaması ve mutlaka bakacak bir mahkemenin bulunması güvence altına alınmış olur. Madde gerekçesinde de bu durumun, görev konusunda bir tereddütün yaşanmaması veya boşluğun doğmamasının sağlanması amacıyla düzenlendiği belirtilmiştir (HMK Madde 2 Gerekçesi).