HMK m. 2 gerekçesinde, sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri arasındaki miktara dayalı görev ayrımının kaldırılmasının pratik ve teorik sebepleri nelerdir?
HMK m. 2 gerekçesine göre bu ayrımın kaldırılmasının pratik ve teorik sebepleri şunlardır: 1. **Pratik Sorunlar:** Uygulamada miktar ve değere bağlı görev sınırının tespiti, sık sık görevsizlik kararları verilmesine yol açmakta ve bu da davaların gereksiz yere uzamasına neden olmaktadır. Ayrıca, bu sınırlara ilişkin periyodik değişiklikler de karışıklığa yol açabilmektedir. 2. **Yargılama Mantığı Açısından Teorik Sorunlar:** Gerekçeye göre, aynı konuda karar vermeye yetkili olan bir mahkemenin, miktarın azlığı ya da çokluğuna göre yapacağı inceleme, harcayacağı zaman ve kullanacağı bilgi özünde değişiklik göstermemektedir. Sadece rakamsal olarak vereceği karar değişmektedir. Bu durumda, salt miktardaki azlığın veya çokluğun görev yönünden bir öneminin olmaması gerekir. 3. **Hak Arayan Kişi Açısından Önemsizlik:** Hak arayan kişi için önemli olan miktarın azlığı veya çokluğu değil, hakkının yerine gelmesidir. Bu nedenle, bu sınırın vatandaş açısından bir önemi yoktur. Bu sebeplerle, kanun koyucu istisnalar dışında malvarlığına ilişkin davalarda miktara dayalı ayrımı kaldırarak Asliye Hukuk Mahkemesi'ni asıl görevli mahkeme haline getirmiştir (HMK Madde 2 Gerekçesi).