CMK m. 231/5'e 7499 sayılı Kanun ile eklenen 'müsadereye ilişkin hükümler hariç' ibaresi, HAGB kararı ile birlikte verilen müsadere kararlarının infazını nasıl etkilemiştir? Bu düzenlemenin mülkiyet hakkı ve masumiyet karinesi açısından yarattığı sorunları tartışınız.
Bu değişiklik, HAGB kararı ile birlikte verilen müsadere kararlarının, hüküm açıklanmasa dahi infaz edilebileceğine dair bir yasal zemin oluşturmuştur. Değişiklikten önce, 'HAGB kararı sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaz' ilkesi gereği, bizatihi yasak olmayan eşyanın müsaderesi de hükmün açıklanmasına ve kesinleşmesine kadar bekleniyordu. Yeni düzenleme ise müsadereyi bu kuralın istisnası haline getirmiştir. Bu durum, mülkiyet hakkı ve masumiyet karinesi açısından ciddi sorunlar yaratmaktadır: 1. **Masumiyet Karinesi İhlali:** HAGB, sanığın suçluluğunu kesin olarak tespit eden bir karar değildir. Denetim süresi sonunda davanın düşme ihtimali vardır. Dava düştüğünde sanık 'suçsuz' kabul edilecekken, bu süreçte malına el konulmuş ve mülkiyeti devlete geçmiş olacaktır. Bu durum, henüz suçluluğu kesinleşmemiş bir kişiye yaptırım uygulanması anlamına gelir. 2. **Mülkiyet Hakkına Orantısız Müdahale:** Dava düştüğünde, müsadere edilen malın iadesi mümkün olmayabilir veya iadesi için yeni hukuki süreçler gerekebilir. Bu, mülkiyet hakkına telafisi güç bir müdahale teşkil eder. Kanun koyucunun gerekçede belirttiği gibi müsadere kararının HAGB kararının kesinleşmesiyle infazı, davanın düşme olasılığını göz ardı eder ve hukuki belirlilik sağlamaktan çok, temel hakları ihlal etme riski taşır. Doğru olan, müsadere kararının da hükmün açıklanması ve kesinleşmesi akıbetine bağlanmasıdır (sen.av.tr, HAGB makalesi).