Tacir olmayan bir çiftçinin, ticari işletme sahibi olan davalıya sattığı ürün karşılığında aldığı ancak zamanaşımına uğramış bir bonoya dayanarak başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davası, ticari dava mıdır, yoksa asliye hukuk mahkemesinin görev alanına mı girer? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E: 2014/1241, K: 2016/1033 sayılı kararını analiz ediniz.
Bu dava, asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girer. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E: 2014/1241, K: 2016/1033 sayılı kararında belirttiği üzere, bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan olması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili nispi bir ticari dava olması gerekir. Olayda, bono zamanaşımına uğradığı için kambiyo senedi vasfını yitirmiş ve HMK anlamında bir yazılı delil başlangıcı haline gelmiştir. Davanın temelini, bononun kendisi değil, taraflar arasındaki zirai ürün satım sözleşmesi oluşturmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde TTK'nın kambiyo hukukuna ilişkin hükümleri değil, satım sözleşmesine ilişkin genel hükümler uygulanacaktır. Dolayısıyla dava, TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan değildir. Ayrıca, davacı çiftçi olup tacir değildir ve uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığından, dava nispi ticari dava niteliği de taşımaz. Bu sebeplerle, davanın ticari nitelikte olmadığı ve HMK m. 2 uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.