Kamulaştırmasız el atma olmaksızın, bir taşınmazın imar planında uzun süre kamusal alanda (örneğin yeşil alan) bırakılması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlanmasından doğan zarar talebi, idari eylemden mi yoksa idari işlemden mi kaynaklanır? Danıştay 6. Dairesi'nin 2012/2240 E. sayılı kararı bu konuda nasıl bir ayrım yapmıştır?
Danıştay 6. Dairesi, bu tür bir uyuşmazlığın idari bir eylemden (fiili el atma) kaynaklanmadığını, taşınmaza imar planında getirilen kısıtlamadan, yani idari bir işlemden doğduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, davacının tazminat talebinin İYUK Madde 13 kapsamında bir 'ön karar' gerektiren eylem davası olarak değil, doğrudan idari işlemden kaynaklanan bir tazminat davası olarak ele alınması gerektiğine hükmetmiştir. Mahkemenin, davanın özünü (tazminat talebi) incelemesi gerekirken, başvurunun reddi işleminin kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmesini bozma sebebi saymıştır.