6100 sayılı HMK'nın 410. maddesinin gerekçesinde, tahkimde görevli mahkemenin BAM olarak belirlenmesinin sebebi 'tahkimin niteliği, gerektirdiği sürat ve uzmanlık' olarak açıklanmışken, yapılan değişiklikle görevin asliye ticaret mahkemelerine verilmesi bu amaçla çelişir mi? Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/2907 sayılı kararındaki çoğunluk görüşü bu çelişkiyi nasıl yorumlamıştır?
Evet, bu değişiklik kanunun ilk yazılış amacına göre bir çelişki yaratmaktadır. Ancak Yargıtay 15. HD'nin anılan kararındaki çoğunluk görüşü, bu durumu kanun koyucunun iradesinin zaman içinde değişmesi olarak yorumlamıştır. Çoğunluk görüşü, HMK'dan sonra yürürlüğe giren ve asliye ticaret mahkemelerini görevli kılan 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin, kanun koyucunun yeni iradesini yansıttığını ve 'sonraki kanun önceki kanunu ilga eder' (lex posterior derogat legi priori) ilkesi gereği uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Her ne kadar ilk amaç BAM'ların uzmanlığından ve süratinden faydalanmak idiyse de, kanun koyucunun daha sonra bu uyuşmazlıkların ilk derece mahkemelerinde (toplu mahkeme olarak çalışan asliye ticaret mahkemelerinde) görülmesini daha uygun bulduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, kararda tahkimin sürat amacına aykırı olarak davanın önce asliye ticaret, sonra istinaf, sonra temyiz sürecinden geçmesinin yaratacağı soruna da dikkat çekilmiş, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararından sonra doğrudan temyiz yolunun açık olması gerektiği savunularak, bu çelişkinin kanun yoluyla giderilmesi gerektiği ima edilmiştir.