Boş ve imzalı bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip (örneğin çalıp), bunu bir alacak senedi olarak dolduran fail, neden TCK m. 209/1'e göre değil, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır? Bu durumun şikayet koşuluna etkisi nedir?
Failin bu durumda belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılmasının temel nedeni, TCK m. 209/2'nin açık hükmüdür. Bu fıkra, imzalı ve boş bir kağıdı 'hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da' dolduran kişinin, belgede sahtecilik hükümlerine (TCK m. 204 veya 207) göre cezalandırılacağını düzenler. TCK m. 209/1 ile TCK m. 209/2 arasındaki temel fark, kağıdın faile veriliş şeklidir. TCK m. 209/1'de, mağdur kağıdı faile bir 'güven ilişkisi' içinde, belirli bir amaçla 'teslim ve tevdi' eder. Suç, bu güvenin kötüye kullanılmasıdır. TCK m. 209/2'de ise böyle bir güven ilişkisi ve teslim yoktur; fail kağıdı hırsızlık, gasp, bulma gibi hukuka aykırı bir yolla elde etmiştir. Haksızlığın daha ağır olması nedeniyle kanun koyucu bu eylemi daha ağır cezayı gerektiren belgede sahtecilik suçu olarak nitelendirmiştir. Bu durumun şikayet koşuluna etkisi şudur: TCK m. 209/1 şikayete tabidir. Ancak eylem TCK m. 209/2 kapsamına girdiğinde, atıf yapılan belgede sahtecilik suçları (TCK m. 204, 207) şikayete tabi olmadığından, bu suçun soruşturulması da resen yapılır ve şikayet bir dava şartı olmaktan çıkar.