Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması (TCK m. 209/1) suçunun konusunu 'imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıt' oluşturur. Bu tanımdan hareketle, katılan tarafından tüm zorunlu unsurları doldurulmuş ancak sadece alacaklı ve miktar kısımları boş bırakılmış bir 'bononun' verilmesi durumunda, bu bononun anlaşmaya aykırı doldurulması TCK m. 209/1'i oluşturur mu?
Bu konu tartışmalı olmakla birlikte, Yargıtay'ın bazı kararları bu durumda suçun oluşmayacağı yönündedir. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2016/7640 sayılı kararında, 'TCK’nın 209/1 maddesinde yazılı açığa imzanın kötüye kullanılması suçunun oluşabilmesi için... teslim olunan... kağıdın boş bir kağıt... olması gerektiği, somut olayda mağdur tarafından imzalanan belgenin boş bir kağıt olmayıp bono olması karşısında; sanığın unsurları itibariyle oluşmayan açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği' belirtilmiştir. Bu yoruma göre, belge hukuken 'bono' vasfını kazanacak temel unsurlara sahipse, artık TCK m. 209/1'in aradığı 'boş bir kağıt' olma niteliğini yitirmektedir. Bu durumda, senedin anlaşmaya aykırı doldurulması cezai bir sorumluluk değil, hukuki bir ihtilaf olarak görülebilmektedir. Ancak bu yorumun her olayda geçerli olup olmadığı tartışmalıdır ve farklı Yargıtay kararları bulunabilir.