Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davasında, haksız fiil tarihi ile ceza davası zamanaşımı arasındaki ilişki, tek taraflı ve tam kusurlu bir sürücünün kendi ölümüyle sonuçlanan bir kazada nasıl yorumlanmalıdır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/1495 sayılı kararı bu konuda neyi hükme bağlamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #326471

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/1495 sayılı kararı, bu karmaşık durumu aydınlatmıştır. Olayda, sürücü kendi tam kusuruyla yaptığı kazada vefat etmiştir ve yakınları, aracın işletenine (veya sigortacısına) karşı destekten yoksun kalma tazminatı davası açmıştır. Davalılar, davanın zamanaşımına uğradığını iddia etmiştir. YHGK, ölen sürücünün eyleminin, her ne kadar kendisi öldüğü için hakkında ceza davası açılamasa da, TCK m. 179/2'de tanımlanan 'trafik güvenliğini tehlikeye sokma' suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu suçun TCK m. 66/1-e'ye göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. KTK m. 109/2, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması halinde uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını belirttiği için, bu 8 yıllık sürenin tazminat davası için de geçerli olduğuna hükmedilmiştir. Yani, eylemin 'suç oluşturması' yeterlidir; fail hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olması veya ceza davası açılması şart değildir. Bu yorumla, zamanaşımı süresi uzamış ve dava süresinde kabul edilmiştir.