Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile kasten yaralama suçu birlikte işlendiğinde, kasten yaralama fiili her zaman TCK m. 109/2'deki 'cebir' unsurunun içinde mi erir? TCK m. 109/6 bu konuda nasıl bir düzenleme getirmektedir?
Hayır, her zaman erimez. Kasten yaralama fiilinin 'cebir' unsuru içinde eriyip erimemesi, yaralamanın derecesine bağlıdır. Eğer işlenen kasten yaralama, TCK m. 86/1 veya 86/3 kapsamında kalan 'basit' bir yaralama ise, bu eylem genellikle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi için kullanılan 'cebir' (TCK m. 109/2) olarak kabul edilir ve fail sadece nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılır. (Yargıtay 3. CD - K: 2020/2436). Ancak, eğer işlenen yaralama, TCK m. 87'de sayılan 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama' hallerinden birini oluşturuyorsa (örneğin, kemik kırığı, duyu kaybı, hayati tehlike), bu durumda TCK m. 109/6 devreye girer. Bu fıkraya göre, fail hem kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hem de ayrıca neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan (gerçek içtima kurallarına göre) cezalandırılır. Yani ağır yaralama halleri, cebir unsurunu aşan ayrı bir suç olarak kabul edilir.