Anayasal bir hak olan 'şikayet hakkının kullanılması', hangi durumlarda kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilebilir ve manevi tazminat gerektirir? Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2019/2590 sayılı kararında ortaya konulan kriterler nelerdir?
Anayasa m. 36 ile güvence altına alınan şikayet hakkı (hak arama özgürlüğü), kural olarak hukuka uygunluk nedenidir ve manevi tazminat gerektirmez. Ancak bu hak, sınırsız değildir ve kötüye kullanılamaz. Yargıtay 4. HD'nin 2019/2590 sayılı kararında belirtilen kriterlere göre, şikayet hakkının hukuka uygunluk sınırları içinde kaldığının kabulü için: 1. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların, zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. 2. Şikayet edilenin cezalandırılmasını gerektirecek yeterli ve kesin kanıtların mevcut olması zorunlu değildir. 3. Başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceğinin kabul edilebildiği hallerde şikayet hakkı uygun kullanılmış sayılır. Eğer bu emare ve olgular hiç yoksa ve şikayet, salt başkasını zarara uğratmak, küçük düşürmek amacıyla yapılmışsa, hak arama özgürlüğü sınırları aşılmış olur ve bu durum kişilik haklarına saldırı teşkil ederek manevi tazminat sorumluluğu doğurur. Karardaki somut olayda, davalının şikayetini haklı gösterecek emareler bulunduğu için hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı ve manevi tazminat gerektirmediği sonucuna varılmıştır.