Sanığın, katılanın borcunu ödemesine rağmen teminat olarak aldığı senedi icraya koyması eylemi 'bedelsiz senedi kullanma' suçunu oluştururken, aynı zamanda senedi anlaşmaya aykırı doldurması 'açığa imzanın kötüye kullanılması' suçunu oluşturuyorsa, sanık her iki suçtan da cezalandırılabilir mi? Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2016/7640 sayılı kararındaki yaklaşımı nedir?
Bu durumda sanığın eylemleri farklı suçları oluşturabilir, ancak somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapmak gerekir. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 2016/7640 sayılı kararında, sanığın hem katılanın borcundan fazla bir miktarı senede yazdığı (açığa imzanın kötüye kullanılması) hem de borcu ödenmiş olmasına rağmen bu senedi icraya koyduğu (bedelsiz kalmış senedi kullanma) kabul edilmiştir. Ancak mahkeme, 'açığa imzanın kötüye kullanılması' suçunun unsurlarını tartışırken, TCK m. 209/1'in oluşabilmesi için teslim edilen belgenin 'kısmen veya tamamen boş bir kağıt' olması gerektiğini, olayda ise teslim edilenin 'bono' olduğunu belirterek bu suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiğini söylemiş ve bu suçtan kurulan mahkumiyet hükmünü bozmuştur. 'Bedelsiz kalmış senedi kullanma' suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü ise onamıştır. Bu karar, belgenin niteliğinin (boş kağıt/bono) suç vasfının belirlenmesinde önemli olduğunu göstermektedir. Eğer belge baştan itibaren bir bono olarak düzenlenmiş ancak bedeli sonradan ödenmişse eylem bedelsiz senedi kullanma suçunu, eğer boş bir kağıt anlaşmaya aykırı doldurularak bono haline getirilmişse açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturur. İki suçun unsurları genellikle bir arada bulunmaz.