Zimmet suçunda, sanığın zimmet miktarını kesin olarak bilmemesi nedeniyle soruşturma aşamasında eksik iadede bulunması, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına tamamen engel olur mu? Bu durumda mahkemenin nasıl bir yol izlemesi gerekir?
Sanığın zimmet miktarını kesin olarak bilmediği için eksik iadede bulunması, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına tamamen engel olmaz, ancak mahkemenin bu konuda dikkatli bir değerlendirme yapmasını gerektirir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/4336 sayılı kararında benzer bir durum ele alınmıştır. Sanık, kendi hesabına göre tespit ettiği miktarı soruşturma başlamadan iade etmiş, ancak daha sonra yapılan bilirkişi incelemesinde zimmet miktarının daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Yargıtay, sanığın ödeme iradesinin 'soruşturma başlamadan önceye yönelik' olduğunu ve zararın tamamını karşılama kastıyla hareket ettiğini kabul ederek, sonradan ortaya çıkan küçük farka rağmen, iadenin büyük kısmının yapıldığı zaman diliminin esas alınması gerektiğini belirtmiştir. Bu durumda, sanığın lehine olan TCK m. 248/1 (2/3 indirim) hükmünün uygulanması gerektiği, eksik kalan küçük meblağın ise hükümden önce tamamlanmasıyla bu hükmün uygulanabileceği sonucuna varılmıştır. Yani, iadenin yapıldığı zaman ve failin kastı önemlidir.