Hakaret ve iftira eylemlerine dayalı manevi tazminat davasında, ceza davasında 'ihtilat unsuru' bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, hukuk mahkemesinde manevi tazminata hükmedilmesine engel midir? Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2017/3918 sayılı kararı bu konuda neyi ortaya koymuştur?
Hayır, engel değildir. Ceza hukukundaki suçun unsurları ile borçlar hukukundaki haksız fiilin unsurları farklıdır. Gıyapta hakaret suçunun cezalandırılabilmesi için aranan 'en az üç kişiyle ihtilat' (suçun en az üç kişi tarafından öğrenilmesi) unsuru, ceza sorumluluğu için bir şarttır. Ancak bir ifadenin kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi için böyle bir şart aranmaz. Yargıtay 4. HD'nin 2017/3918 sayılı kararında bu ayrım net bir şekilde yapılmıştır. Kararda, davalının davacının müvekkiline gönderdiği e-postalardaki 'avukatın seni aldatıyor, aptal avukatının kölesi olma' gibi ifadelerin, ihtilat unsuru olmasa bile davacının kişilik haklarına (mesleki onur ve saygınlığına) saldırı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Ceza soruşturmasında verilen KYOK kararının, hakaretin oluşmadığı anlamına gelmediği, sadece cezalandırma şartının eksik olduğunu belirttiği vurgulanarak, hukuk mahkemesinin davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmetmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu, hukuk mahkemesi hakiminin ceza mahkemesi kararıyla bağlı olmamasının (BK m. 74) bir örneğidir.