Bir cinsel saldırı eylemi sırasında mağdurun hareket özgürlüğünün kısıtlanması, her zaman ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur mu? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.
Hayır, her zaman oluşturmaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, cinsel saldırı veya cinsel istismar suçunun işlenmesi sırasında, eylemin doğal ve zorunlu bir sonucu olarak ve sadece eylem süresiyle sınırlı kalan hürriyet kısıtlamaları, cinsel suçun bir unsuru olarak kabul edilir ve ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza verilmez. Örneğin, failin mağduru zorla yatağa yatırıp cinsel saldırıda bulunması anındaki alıkoyma, cinsel saldırı suçunun içinde erir (Yargıtay 14. CD - K: 2016/6841). Ancak, fail cinsel saldırı eyleminden önce veya sonra da mağdurun hareket özgürlüğünü kısıtlamaya devam ederse, bu durumda gerçek içtima kuralları uygulanır ve fail hem cinsel saldırı suçundan hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı cezalandırılır. (YCGK - K: 2015/158). Önemli olan, hürriyet kısıtlamasının amaç suç olan cinsel saldırının icrası için zorunlu olan süreyi aşıp aşmadığıdır.