Bir kimsenin, kendisini dolandırdığını düşündüğü kişiyi, parasını geri almak amacıyla zorla bir yere kapatması, TCK açısından nasıl değerlendirilir? Bu durum, 'hakkın kullanılması' veya 'meşru savunma' kapsamında mıdır?
Bu eylem, TCK m. 109'da düzenlenen 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçunu oluşturur ve hiçbir şekilde 'hakkın kullanılması' veya 'meşru savunma' kapsamında değildir. 1) Hakkın Kullanılması (TCK m. 26/1): Bir hakkın kullanılması, ancak kanunun tanıdığı yetkiler çerçevesinde ve hukuki yollarla olur. Bir alacağı tahsil etme hakkı, borçlunun hürriyetini kısıtlama hakkı vermez. Alacaklı, hakkını icra dairesi veya mahkeme gibi yasal yollarla kullanmak zorundadır. Kişinin kendi hakkını kendi gücüyle alması (ihkak-ı hak), kural olarak yasaktır. 2) Meşru Savunma (TCK m. 25/1): Meşru savunma, 'gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı' o anda ve orantılı bir şekilde defetmek için söz konusu olur. Dolandırıcılık eylemi bittikten sonra, parasını geri almak amacıyla faili yakalayıp kapatmak, bir 'savunma' değil, bitmiş bir saldırıya karşı yeni bir 'saldırı' ve 'cezalandırma' eylemidir. Bu nedenle, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sorumlu tutulur. Ancak, dolandırılmış olmasının yarattığı hiddet ve elem, şartları varsa TCK m. 29'daki 'haksız tahrik' indirimi olarak değerlendirilebilir.