İş kazası sonucu %10,3 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan ve kazada %30 kusurlu olan işçi lehine hükmedilen 20.000 TL manevi tazminat, Yargıtay 21. HD'nin 2011/12661 sayılı kararında neden 'yüksek' bulunmuştur?
Bu miktarın 'yüksek' bulunmasının temel nedenleri, uğranılan zararın ağırlığı ile hükmedilen tazminat arasındaki orantısızlıktır. Yargıtay, manevi tazminat miktarını değerlendirirken şu unsurları bir bütün olarak ele alır: 1) Maluliyet Oranı: %10,3'lük bir maluliyet oranı, kişinin hayatını kökten değiştiren ağır bir zarar olarak kabul edilmez. Bu, nispeten hafif bir kalıcı zarardır. 2) Kusur Durumu: İşçinin kendisinin de %30 gibi önemli bir oranda kusurlu olması, tazminattan indirim yapılmasını gerektiren ve işverenin sorumluluğunu azaltan bir faktördür. 3) Hakkaniyet Ölçüsü: Bu iki unsur (hafif maluliyet ve işçinin kendi kusuru) bir arada değerlendirildiğinde, 20.000 TL gibi bir miktarın, o tarihteki paranın alım gücü de dikkate alındığında, uğranılan manevi zararı aşan, bir 'zenginleşme' sonucunu doğuran, hakkaniyete aykırı ve 'yüksek' bir miktar olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay, daha düşük ve orantılı bir tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.