Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK m. 109) ile eziyet suçu (TCK m. 96) arasındaki ayrım nasıl yapılır? Bir kişiyi uzun süre bir odada alıkoymak, hangi durumda eziyet suçuna dönüşür?
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, kişinin sadece hareket özgürlüğünü kısıtlamayı hedefler. Eziyet suçu ise, bir kişiye karşı 'insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak' davranışların 'sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde' gerçekleştirilmesidir. Bir kişiyi uzun süre bir odada alıkoymak, tek başına kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur. Ancak, bu alıkoyma eylemine, fail tarafından sistematik olarak ve aşağılama amacıyla başka eylemler de eklenirse, suç eziyete dönüşebilir. Örneğin, alıkonulan kişiye sürekli hakaret edilmesi, aç veya susuz bırakılması, uyumasına izin verilmemesi, tuvalet ihtiyacını gidermesinin engellenmesi gibi insan onurunu kıran ve ruhsal/bedensel acı çektiren davranışların bir süreç içinde tekrarlanması halinde, eylem artık sadece hürriyeti kısıtlama olmaktan çıkar, daha ağır bir suç olan eziyet suçunu oluşturur. Bu durumda fail, daha ağır cezayı gerektiren eziyet suçundan cezalandırılır.