Hukuka aykırı olarak elde edilmiş bir delilin (örneğin izinsiz ses kaydı) ceza mahkemesinde kullanılması mutlak olarak yasak mıdır? Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/17549 sayılı kararındaki çoğunluk ve azınlık görüşleri, bu yasağın mutlaklığı konusunda nasıl farklılaşmaktadır?
Bu yasağın mutlak olup olmadığı, Türk hukukunda en tartışmalı konulardan biridir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/17549 sayılı kararındaki görüşler bu farklılığı yansıtır: Azınlık (Karşı Oy) Görüşü: Bu görüşe göre yasak mutlaktır. Anayasa m. 38/6 ('Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.') ve CMK m. 217/2 ('Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.') hükümleri, 'oranlılık', 'önemli-önemsiz aykırılık' gibi hiçbir istisnaya yer vermeden mutlak bir yasak getirmiştir. Hukuka aykırı delil, ne olursa olsun yargılamada kullanılamaz. Çoğunluk Görüşü: Bu görüşe göre yasak mutlak değildir. Mahkeme, 'ölçülülük (oranlılık)' ilkesi çerçevesinde bir dengeleme yapmalıdır. Kişinin ihlal edilen hakkı (örn: özel hayatın gizliliği) ile suçun ortaya çıkarılmasındaki kamu yararı (örn: kamu sağlığını tehdit eden bir suçun ispatı) karşılaştırılır. Eğer kamu yararı daha ağır basıyorsa, hukuka aykırı delil istisnai olarak kullanılabilir. Bu görüş, AİHM'nin mutlak bir delil yasağı benimsememesine ve Anayasa m. 90'a dayanmaktadır. Bu iki görüş, hukuk devleti ilkesinin farklı yorumlanmasından kaynaklanmaktadır: Birincisi kuralın katı uygulanmasını, ikincisi ise adaletin sağlanması için esnekliği savunur.