HMK'ya göre açılan bir hakem kararının iptali davasında, HMK m. 439/6 uyarınca kararın doğrudan temyize tabi olması, Anayasa'da güvence altına alınan 'iki dereceli yargılanma hakkı'na veya kanun yoluna başvuru hakkına aykırılık teşkil eder mi?
Hayır, teşkil etmez. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına göre, iki dereceli yargılanma hakkı mutlak bir hak değildir ve kanunla belirli davalar için istisnalar getirilebilir. Tahkim, tarafların kendi iradeleriyle devlet yargısı yerine seçtikleri alternatif bir uyuşmazlık çözüm yoludur. Taraflar, tahkimi seçerek, devlet yargılamasının uzun sürecinden ve çok aşamalı kanun yolu denetiminden feragat etmeyi de baştan kabul etmiş sayılırlar. Hakem kararının iptali davası, hakem kararının esasına ilişkin bir denetim değil, sadece kanunda sayılan sınırlı usuli sebeplere (tahkim sözleşmesinin yokluğu, hakem seçim usulüne aykırılık, kamu düzenine aykırılık vb.) dayanan bir denetimdir. Kanun koyucu, tahkimin sürat ve etkinlik amacını gözeterek, bu sınırlı denetimden sonra verilecek kararın, bir de istinaf denetiminden geçmesini gereksiz görmüş ve doğrudan Yargıtay (temyiz) denetimini yeterli bulmuştur. Bu durum, tahkimin doğasına uygun, makul ve orantılı bir sınırlama olarak kabul edildiği için Anayasa'ya aykırı değildir.