Hakaret suçunda şikayet hakkının 'şahsa sıkı sıkıya bağlı' bir hak olmasının, maktulün şikayet hakkını kullanmadan ölmesi durumunda, TCK m. 131/2'deki düzenleme olmasaydı ne gibi bir sonuç doğururdu?
Şikayet hakkının şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olması, kural olarak bu hakkın miras yoluyla veya başka bir yolla üçüncü kişilere geçemeyeceği anlamına gelir. Eğer TCK m. 131/2'deki özel düzenleme olmasaydı, hakaret suçu mağduru şikayet hakkını kullanamadan öldüğünde, bu hak da onunla birlikte ortadan kalkardı. Mirasçılarının veya yakınlarının bu hakkı kullanma imkanı olmazdı. Sonuç olarak, soruşturma ve kovuşturma şartı olan şikayet gerçekleşemeyeceği için, fail hakkında herhangi bir cezai işlem yapılamaz, açılmış bir dava varsa düşme kararı verilmesi gerekirdi. TCK m. 131/2, bu kurala bilinçli bir istisna getirerek, hakaret gibi kişisel onuru koruyan bir suçun, sırf mağdurun zamansız ölümü nedeniyle cezasız kalmasını önlemeyi amaçlamış ve bu hakkı sınırlı sayıdaki yakınına devretmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2009/4320 E. sayılı kararı da bu istisnanın uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır.