Bir fiilin, TCK m. 209/1'deki 'açığa imzanın kötüye kullanılması' suçunu mu yoksa TCK m. 209/2'deki 'hukuka aykırı ele geçirilen boş kağıdı doldurma' suçunu mu oluşturduğu konusunda tereddüt varsa, bu durum ispat yükü açısından ne gibi bir sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325885

Bu iki fıkra arasındaki ayrım, kağıdın faile rızayla teslim edilip edilmediğine bağlıdır. TCK m. 209/1'de rızai bir teslim varken, TCK m. 209/2'de hukuka aykırı ele geçirme vardır. TCK m. 209/1 şikayete bağlıdır ve iddianın yazılı delille ispatı gerekir. TCK m. 209/2 ise şikayete tabi değildir ve genel ispat kuralları (serbest delil ilkesi) geçerlidir. Eğer mağdur, kağıdı rızasıyla verdiğini ancak anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia ediyorsa (TCK m. 209/1 iddiası), bu anlaşmaya aykırılığı yazılı delille ispatlama yükü kendisine aittir. Eğer mağdur, imzalı boş kağıdının çalındığını veya bir şekilde hukuka aykırı ele geçirilerek doldurulduğunu iddia ediyorsa (TCK m. 209/2 iddiası), bu durumda hukuka aykırı ele geçirme fiilinin varlığını savcılığın her türlü delille ispatlaması gerekir. Sanık ise kağıdın kendisine rızayla verildiğini savunabilir. Tereddüt halinde, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği, sanık aleyhine olan daha ağır hükmün (TCK m. 209/2) uygulanması için hukuka aykırı ele geçirmenin şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerekir. Kanıtlanamazsa, eylem TCK m. 209/1 kapsamında değerlendirilir ve bu kez katılanın yazılı delil sunup sunamadığına bakılır.