Hakaret ve tehdit suçlarından yapılan bir yargılamada, mahkemenin TCK m. 51 uyarınca hapis cezasını ertelemesine rağmen, TCK m. 50'deki seçenek yaptırımlara (örn. adli para cezası) çevirme veya CMK m. 231'deki HAGB kurumlarını tartışmadan, 'şartları oluşmadığından' gibi soyut bir gerekçeyle uygulamaması hukuka uygun mudur?
Hayır, hukuka uygun değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örn: Y.11.CD - 2012/27281 E.), mahkeme, sanık lehine olan bu kurumları uygularken veya uygulamazken keyfi davranamaz, gerekçesini somut ve denetlenebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. TCK m. 50 (seçenek yaptırımlar) ve CMK m. 231 (HAGB), sanık lehine olan ve öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken kurumlardır. Mahkeme, hükmünü kurarken, öncelikle HAGB'nin objektif (ceza miktarı, sabıka durumu) ve subjektif (tekrar suç işlemeyeceği kanaati, zararın giderilmesi) şartlarının oluşup oluşmadığını tartışmalı, eğer HAGB uygulamıyorsa nedenini somut gerekçelerle (örn: 'sanığın duruşmadaki pişmanlık göstermeyen tavrı nedeniyle tekrar suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmamıştır') açıklamalıdır. 'Şartları oluşmadığından' gibi yasal ve yeterli olmayan, soyut bir gerekçeyle bu kurumları uygulamayıp doğrudan erteleme kararı vermesi, savunma hakkının kısıtlanması ve gerekçeli karar hakkının ihlali sayılarak bozma nedeni yapılmaktadır.