Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 2016/5053 sayılı kararında, katılanın işe girerken teminat amacıyla verdiği imzalı boş senedin anlaşmaya aykırı doldurulması eyleminin, 'hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma' değil, 'açığa atılan imzanın kötüye kullanılması' (TCK m. 209/1) suçunu oluşturacağı belirtilmiştir. Bu niteleme değişikliğinin hukuki gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325875

Bu niteleme değişikliğinin hukuki gerekçesi, 'özel normun önceliği' (lex specialis) ilkesidir. Sanığın eylemi, genel anlamda bir hizmet ilişkisinden kaynaklanan güveni kötüye kullanma (TCK m. 155/2) niteliği taşısa da, kanun koyucu bu eylemin çok daha özel bir işleniş biçimini, yani 'imzalı boş bir kağıdın anlaşmaya aykırı doldurulmasını' TCK m. 209/1'de ayrıca ve özel olarak düzenlemiştir. Bir fiil, hem genel hem de özel bir suç tanımına uyuyorsa, faile sadece özel suç tanımını içeren maddeden ceza verilir. Yargıtay, senedin anlaşmaya aykırı doldurulması şeklindeki eylemin, TCK m. 209/1'deki özel tanıma birebir uyduğunu, bu nedenle daha genel bir suç olan güveni kötüye kullanma suçundan değil, bu özel suçtan yargılama yapılması gerektiğini belirtmiştir. Kararda ayrıca, TCK m. 209/1'in ispatının yazılı delil gerektirdiği ve dosyada böyle bir delil olmadığı için sanığın beraat etmesi gerektiği de vurgulanmıştır.